Sümer EZGÜ - Sanatçı - Eğitimci


 


Sümer EZGÜ
Sanatçı - Eğitimci

ISCABO Anadolu Müzikleri Kurulu Bölüm Başkanı


             Bir ülkenin müziğini geliştirmek istiyorsanız kendi müziğini bilen müzik öğretmeni yetiştirmeniz lazım. Kaldı ki biz müzik derslerini matematik, fizik vb. telafi dersi olarak kullanan bir eğitim geleneğinden geliyoruz. 

Eğitimli kesimini kaybeden bir toplum olarak savaştan çıkıp Cumhuriyetimiz kurulduktan sonra Hitler Faşizminden kaçan bilim insanları Türkiye’ ye davet edilerek çeşitli alanlarda hizmet alındı. Bu şekilde Prof. Paul Hindemith Ankara Devlet Konservatuarı’nın, Prof. Eduard Zuckmayer de Türkiye'nin ilk müzik öğretmeni yetiştiren okulu Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü' nün kuruluşlarında müzik eğitimin temellerini atmışlardır.

Her ikisi de Alman olan bu değerli müzisyenler Alman müzik ekolü yerleştirmişler ve batı tarz eğitim sistemi kök salmıştır. Batı müziği eğitiminden geçirilen Anadolu çocukları öğretmen olarak gittikleri okullarda da doğaldır ki öğrendikleri müzik tarzını öğretmişlerdir. Toplumu şekillendiren bir müzik öğretmeni batı müziğini bildiği kadar kendi müziğini de bilirse daha donanımlı olur. Bu eksik 2020 Türkiye’sinde hala geçerlidir. Müzik öğretmenleri piyano, yan flüt çalar özel ilgileri yoksa kendi milli sazını çalamaz. Çünkü öğretmen olarak yetiştirildikleri okullarda tek yanlı eğitim almışlardır. Son yıllarda açılan Güzel Sanatlar Liseleri ve Eğitim Fakülteleri’nde piyano vb. batı sazları ile birlikte bağlama vb. milli sazlarımız da müfredata girmiş olsa da bunların neticesi daha yıllar sonra alınacaktır. Kısacası bizim müziğimiz yıllar boyu sokağa bırakılmıştır. Geçenlerde gittiğim bir kolejde okulun doktoru bağlama çalıyor ancak müzik öğretmeni çalamıyordu. Okullardaki müzik öğretmenlerine bakın! piyano, gitar, yan flüt, keman çalarlar ama İstisnalar dışında bir milli enstrüman çalamazlar! Söyleşiye gittiğim Türkiye çapında şubeleri olan büyük bir kolejin müzik odasında Mozart, Bach gibi değerli batı bestecilerinin tabloları vardı. Bizden Aşık Veysel, Karaoğlan, Neşet Ertaş, Sadettin Kaynak gibi değerli sanatçılardan neden yok diye sordum. Hiç aklımıza gelmedi dediler. Yıllarca çocuklarımıza blok flüt öğrettik. Çevrenizde blok flüt çalan bir yetişkine rastlıyor musunuz? Bizim halk sazımız dilli kaval aynı özelliklere sahip ve daha işlevli bir nefesli enstrümandır. Yamaha firmasını zengin edeceğimize bizim ustalarımız para kazanır milli sazımız çocuklara öğretilir ve ileri yaşamlarında da kullanılabilirdi. Bu hala yapılabilir bu konuda çalışan genç akademisyenler var.

Eğitim fakülteleri müzik öğretmeni yetiştirirken konservatuvarlar ise müzisyen yetiştirir. Konservatuvarlardan yetişen müzisyenler kendi müziğini bilmeden batıcı olarak yetişmiştir. Ta ki 1975 de İTÜ Türk Müziği Konservatuvarı açılana kadar. 9 Eylül Ünv. Devlet Konservatuarı’ndan mezun operanın değerli bir kontrbas sanatçısı benimle çalışırken 9 zamanlı Serenler Zeybeğinin ritmik yürüyüşünde zorlanıyordu. Bunun nedenini sorduğumda bize bu ritimleri öğretmediler ki, bu arada bu tarz ritimler de var diye kısaca geçildi demişti. Düşünebiliyor musunuz batı klasik eserlerini çalan müzisyenimiz kendi 5 zamanlı, 7 zamanlı, 9 zamanlı eserlerinde zorlanıyor. Bu konservatuvarlar kendi operasını kendi senfonisi yazacak genç sanatçılar yetiştirmek için batının müzik disiplinini öğrenip kendi müziğimizi üretmek için kuruldu. 

Sahne müziğinde de aynı sorunlar var. Batı konservatuvarı mezunu davulcuyu (bateri) ekibe alıyoruz bizim ritimleri çalamıyor. Yeni baştan ritim anlatıyoruz. Bir Bulgar müzisyen eğlencelerinde kendi ritim ya da melodilerini çalamazsa olur mu? 

Armoni ise bir başka sorun. Batı müziğinde öğretilen 3’lü armoniyi kopyalayıp bizim melodilere yapıştırıyorlar. Önde eserde acı var, hüzün var arkada romantik bir armoni yürüyor. Geleneksel melodilerimizin ses atlamaları 4. 5. sesleridir. Tulum, kemençe, sipsi, bağlama, zurna, üç telli gibi sazların melodik seyrinde 4’lüler ve 5’liler baskındır. Örneğin Orta Asya Sazı Dombra 4’lü akort yapar. Armoni melodiyi desteklemelidir. Bizim makamsal melodiyi besleyen armonide bu tarz 4’lü 5’li ve 2’li akorlar önerilir. 1-3-5 yerine 1-4-5 ya da çevirimleri. Değerli hoca Kemal İlerici bu saptamayı yapmış, kitaplaştırmış ve Ertuğrul Bayraktar hocamız bunun üzerine derinleşerek öğrenciler yetiştirmiştir. Bu şekilde yazdığımız armonide bizim eserler daha kimlikli ve duru duyuluyor. Batı tarz eğitim almış piyanistler siz cazz akorları basıyorsunuz diyor. Hayır halk müziği eserlerinin güçlü ses yürüyüşünün örgüsünü akorlaştırıyorum. Bu konuyu değerli müzisyen ağabeyim Attila Özedemiroğlu çözmüştü. Onunla Anadolu Müzikali projem için buluşmalarımızda Sümer 3’lü akordan da çok güzel eserler yaptık ama yerli müzik için doğrusu ikili diyordu. Yani 4’lü 5’li yan yana sesleri de içine alan sistem.

Müziğin batısı doğusu olmaz. Aslında temel müzik bilgileri gerek Batı gerek Geleneksel tarzlarına öğretilmelidir müzik okullarımızda. Daha sonra branşlaşma olur. Birbirine düşman müzisyenler müzik türleri olmaz. Artık dünya başka bir yerde. Müzikal dostluklar insanları birleştiriyor. Bunu ancak kalıpları aşan müzisyenler başarıyor. Piyano çalan müzisyen bağlamayı tanımalı, bağlama çalan piyano da çalabilmeli. Azerbaycan' da kompozitörler kendi melodilerini, makamsal yapılarını, mugamlarını, halk mahnılarını öğrenirler. Çünkü kendi eserlerini yazabilmek için bu bilgilere ihtiyaç var.

Yani sözün özü başta da söylediğim gibi bir ülkede kendi müziğinizin yaşamasını ve gelişmesini istiyorsanız, kendi müziğini en az batı müziği kadar bilen müzik öğretmenleri yetiştireceksiniz. Konservatuvardan yetişen sanatçı adaylarımıza da kendi müziğini öğreneceksiniz. 

Aslında kısa filmde Atatürk' ü canlandırdığım İnternette çok fazla videosu olan “Son Balo Vals ve Zeybek” açık bir örnektir. Atatürk' ün ölümünden 9 ay önce Bursa’ da katıldığı baloda dünya dansı Vals ve yerli oyun Sarı Zeybeği oynaması onun sanattaki evrensel ve yerli yanlarıdır. Batılı bilime dönük ama milli bir insandır ve müziğimizde de arzusu budur. Milli müzik ise eğitimden geçer. En az batı şaheserleri kadar bizim bu kadim toprakların müzikleri de değerlidir...